çok kötü bir yerde duruyorum hissi hakimken
yürürsem de zemin altımdan kayacak gidecek korkusu
ter içinde kabuslardan uyanmak gibi
hiç tanımadığım bir oda dolusu bir insanla
bir oda dolduruyoruz ve çıkmak istiyorum odadan
artık ya zemin kaysın ya da bu konu kapansın
Venkman
14″ x 18″
acrylic on velvetFor the new group art show “Crazy 4 Cult 5: I’m Getting Too Old For This Shit” opening July 8, 2011 at Gallery 1988.
sayın sevgilim günlük tutsana dedi
hemen aklıma geldi günlüğüm var
yalnız bir yıldır yazmıyorum hiç
sikerler, yazmadan olur mu
olagelmiş, yazdığım buraya denk düşmemiş
devran şöyle dönüyor, las vegas’tayım
robotları beklemeyin, gelmezler
barbutojen ondan önce ele geçirmiş ruhları
benim ne eksiğim var
buradan kumarbaz olmadığım
ama eşiğimin düşük olduğu anlaşılsın
eşik kafama düşsün
size de elma ikram edeyim?
senede bir yazı yazınca
burada tencere kaynamaz olmuş
musluklardan çamur akıyor
biraz açık kalsın, sakın kapatma
sıra sana da gelecek ehil
yenidoğan dolduracak yerini
o yüzden yemeğini bitir
daha parkta oyun oynuyocaz
kimse gelmeden bitirelim şu işi
tek kollu karındeşen jak
kıskanıyor sonra bizi
neden, niçin 3n1k
onu da sonra anlatırım.
şiir öylesine ayrı, öylesine apayrı bir dildir ki, başka herhangi bir dile çevrilemez. hatta, yazılmış olduğu kendi diline bile… -jean cocteau
biz guillaue apollinaire’in “bir aşk kırgınının şarkısı”nı çevirirken güç ve bu yönden oldukça ilginç bir kıtayla cebelleşmiştik.
şu kıtayla:
voie lactèe ô soeur lumineuse
des blancs ruisseaux de chanaan
et des corps blancs des amoureuses
nageurs morts suivons-nous d’ahan
ton cours vers d’autres nèbuleuses
türkçede samanyolu dediğimiz yıldız talaşına fransızlar voie lactèe (sütlü yol) diyorlar. yani bizdeki samanyolu sarı rengi, fransızcadaki ise beyaz rengi çağrıştırıyor. bu belki de fransa göklerinde samanyolunun bizimki kadar sarı görünmemesindendir. apollinaire, bu kıtada samanyolu ile ak ırmakları, beyaz tenli kızları ilgilendirmiş. türkçede biz samanyolu çağrışımının otomatik işlerliği içinde hareket ettik, kızları beyaz değil de sırma saçlı yaptık, ak ırmaklar yerine güz değmiş ırmaklar deyimini kullanmayı uygun gördük. böyle yapmakla şiirin içerisindeki hiçbir şeye aykırı hareket etmediğimize inandık.
kıta şöyle oldu türkçede:
sen samanyolu ne güleç ablasısın
güz değmiş ırmakların kenaneli’ndeki
sevdalı kızlara vergi sırma saçların
tıkanmış yüzücüler gibi izleyelim mi
başka gök kıyılarına koşunu senin
bir arkadaş da böyle hareket edişimizin anlamını çıkaramadığından, bu şiir çevirisi üstüne yazdığı bir yazıda yanlış yaptığımızdan söz etti.
demiş cemal süreya 1972’de.